Tarih : 18.05.2020 - 23:03

COVID-19 Pandemisi Fuarcılığı Yendi mi ?

Fuarcılık sektörünün stant tasarımı ve dekorasyonu alanında saygın firmalarından biri olan Smart Tasarım' ın kurucu ortağı ve SSTD genel sekreteri Sn Sinan MERİÇ, siz Fuar Aktüel okuyucuları için yaşadığımız COVID-19 salgının fuarcılık sektörüne etkileri ve önümüzdeki dönem beklentileri konusunda doyurucu bir analiz yaptı. Keyifle okuyacağınızı umuyoruz;

 

Coronavirüs / Covid-19, belki insanlığın kendi kendini yok etmeye yönelik bir “tasarımı”, belki de doğanın insanoğluna yönelttiği acımasız bir “uyarısı” hatta “cezası”. Hangi perspektiften bakarsanız bakın 2019’un Aralık ayında başlayarak tüm dünyayı, sosyal ve iktisadi dünya düzenini, insanlığı tehdit eden bir salgın felaketi yaşanmakta. Dünya Sağlık Örgütü tarafından Mart ayında “Pandemi” ilan edildi. Ölümle sonuçlanabilecek bulaşma tehlikesi, tüm dünyaya hızla ve kontrolsüzce yayılması yaşamı ve ekonomik düzeni tehdit etmekte. Yeni bir dünya düzenine, yeni bir yaşam biçimine yani “yeni normale” geçişe neden olacağı ise kuşku götürmez bir gerçek. Peki bu tüm bildiklerimizden, alışkanlıklarımızdan, hafızamızdan vazgeçmemiz anlamına mı gelecek? “Yeni normal” bir daha “eski normal”e dönecek mi? Fuarcılık endüstrisi bu yeni normalde, yeni dünyada nasıl var olacak? Sanal fuarcılık konvansiyonel fuarcılığın yerini alabiri mi? Deneyimlerim çerçevesinde öngörülerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

İnsan, doğanın bir parçası. Toplum halinde yaşamak ise doğal ve zorunlu hayat biçimi olarak insanlık tarihinin dönüm noktalarından biri olmuştur. Toplu yaşam, bir zorunluluktur; insanlar hayatta kalmak, çoğalmak, güvenliklerini sağlamak gibi zorunluluklarla bir araya gelirler. Toplumsal yaşam ise belli yasa ve ahlak kuralları etrafında örgütlenmeyi kabul etmek ve buna göre bir yaşam sürme iradesini göstermek demektir. İnsanlık tarihi boyunca yaşamı tehdit eden salgınlar hatta pandemiler yaşanmıştır. Pandemi öncesinde olduğu gibi sonrasında da insanlar sosyal ve iktisadi ilişkiler kurmak ve sürdürmek için hem toplu yaşamı hem de toplumsal yaşamı sürdürmüşlerdir.

Sosyal mesafe tanımlaması ile dijital dönüşüm hızlandı ve uzaktan iletişim daha ilk günlerden başlayarak belki virüsten bile hızla hayatımızın çoğu alanında yayıldı; iletişim, ticaret, kültür ve sanat, eğlence, eğitim hatta sosyal ilişkiler bile - bir noktaya kadar olsa da - dijitalze olmuş durumda. Dijital - sanal iletişimin yaygınlaşmasıyla birlikte riskleri ve güvenlik açıkları da hayatın bir gerçeği olarak karşımıza çıktı; dijital iletişim araçları izlenebiliyor, veriler - görüşmeler kaydedilebiliyor. Yani; özel ya da ticari bilgiler iletişim tamamen dijitalize olduğunda gizli kalamıyor. Dijital iletişimde önceden de var olan ancak her alanda yaygınlaşmasıyla artan güvenlik açığına karşın daha etkin önlemler alınarak uzun vadede bir dijital güvenlik devrimine yol açacak gibi görünüyor.

İnsanlar bugün bireysel yaşamaya, bireysel sorumluluklarına toplum sağlığı ve yararı için davet edilmiş halde; kişisel temizliğine dikkat et, önlem al, sosyal mesafeni koru ve evde kal. Ne kadar sürecek tam olarak bilinmese de “tedavi” bulunana kadar demek en güvenlisi. Peki tedavi bulunduğunda her şey eski haline “eski normale” dönecek mi? Dijital iletişimde olacağını öngördüğümüz güvenlik devrimi gibi bir de sağlık devrimi yaşanacaktır. Sağlık önlemleri eksiksiz olarak alınıp, güven ortamı tekrar sağlandığında evden dışarı güvenle çıkmamız, sosyal hayata geri dönmemiz, ticaretin normale dönmesi, ulaşımda önce ulusal sonra uluslararası sınırlarının açılması, insanların yine “özgür” hissetmesi ve davranması kademe kademe yaşanacaktır. Belki de bu salgın insanları ve devletleri birbirine yaklaştıracak, birlikte düşünmeye, çözüm yaratmaya ve davranmaya yönlendirecek. Sosyal mesafe, termal kontroller, hijyen kapıları, dezenfeksiyon sistemleri, yeni iklimlendirme sistemleri, temassız sistemler ve maske kullanmak gibi kişisel önlemlerle de olsa yaşam eski haline yeni kurallarla dönecektir; eski normal yerini yeni normale bırakacaktır. Kısaca ifade etmek gerekeirse yeni normal eski normalin temelleri üzerine inşa edilecek ve gerçekçi bir yaklaşımla çok da farklı olmayacak diyebiliriz.

Pek çok şey de bu yeni normalin içerisinde bazı yeni kurallarla, yeni şartlarla ama eskisi “gibi” devam edecektir. Kendi sektörümüz olan fuarcılık için de bunun geçerli olacağını; dijitalleşmeye, sanal fuarcılığa teslim olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Sanal fuarcılık da elbette bazı sektörlede bir pazar seçeneği olacaktır ancak her sektörde yerini doldurması söz konusu değildir. Örneğin bir tekstil fuarını ele alırsak dokunmadan, kumaşın dokusunu, ağırlığını, dökümünü, dokumasını, esnekliğini, keçelenmesini, hatta arka yüzünü, rengini görmeden bir kumaşı tanımak ve satın alma kararını vermek neredeyse imkansızdır. Bunun gibi pek çok sektör özelinde örnekleme yapmak mümkündür. Hiçbir dijital iletişim yöntemi ya da platformu beş duyu organının kullanımına imkan tanımamaktadır ve kısa vadede yerini alacak gibi görünmemektedir.

Fuarcılığın tarihine ve gelişimine kısa bir göz atarak belki fuarların hayatımızdaki yerini ve önemini daha iyi açıklayabiliriz. 18 ve 19. yüzyıllarda, sanayi devrimi ile birlikte fuarlar, malların satıldığı pazarlardan malların sadece sergilendiği ortamlara dönüşmüştür. Artık amaç kurulacak iletişimin, yapılacak alışverişin ilk adımının atılması olmuştu. Fuarlar, dijital iletişimdeki hızlı ilerlemeye rağmen, satış ve pazarlamanın en dinamik ve efektif unsurlarından biri olarak günümüzde de gelişmeye devam etmektedir. Yüz yüze etkileşim ortamında beş duyu organının tam kapasite kullanım olanağını sunan en etkin ve zengin ticaret mekanları fuarlardır.

Yazılı kaynaklar, Fransa’da 629 yılında gerçekleştirilen “Foire de Saint Denis”i dünya fuarcılık tarihinin başlangıcı olarak göstermektedir. Daha sonraları 11. yüzyılda, bugünkü Düsseldorf kenti bir fuarcılık merkezi olmuş ve böylece “fuar” ile birlikte “fuar kenti” kavramı da ortaya çıkmıştır. Modern anlamda fuarcılığın başlangıcı 1851’de İngiltere’de düzenlenen fuar kabul edilmektedir. Günümüzde, Düsseldorf ile birlikte; Hannover, Köln, Münih, Paris, Lyon, Londra, Zürih, Milano, Stockholm, İstanbul gibi kentler “fuar kenti” olarak anılmakta ve fuarcılık merkezleri olarak kabul edilmektedir.

The Global Association of the Exhibition Industry - UFI’nin açıkladığı verilere göre 2018 yılında, dünya genelinde en az 5.000 m2 brüt kapalı sergi alanına sahip toplam mekan sayısı 1.217 ve mevcut brüt sergi alanı 34.7 milyon m2'dir. 3.2 milyon toplam iş doğrudan ve dolaylı olarak fuarcılık endüstrisiyle destekleniyor. Küresel olarak baktığımızda her yıl yaklaşık 4.5 milyon şirketin katılımıyla gerçekleşen, 303 milyondan fazla ziyaretçi çeken yaklaşık 32.000 fuar bulunmaktadır. Katılımcılar ve ziyaretçiler bir araya gelerek fuarlara her yıl yaklaşık 116 milyar € harcıyor ve bu da fuarcılığı önemli bir küresel endüstri haline getiriyor. Doğrudan, dolaylı ve tetiklenmiş çıktılar da dahil olmak üzere işletme satışlarındaki toplam çıktı 275 milyar € 'dur. Fuarcılık endüstrisinin yarattığı küresel önem ve değer bu verilere bakarak bile anlaşılabilir.

Fuarların son yüzyıllarda üstlendiği ticari, iktisadi ve sosyal misyonunun yanı sıra fuarlar firmaların prestijlerini, yenilik, ürün ve hizmetlerinin yanında kurumsal duruş ve varlıklarını sergiledikleri mecralardır. Fuar katılımcıları için prestiji sergilemenin yegane yöntemi fark edilebilir, fark yaratan ve yeni dünya düzenine uygun yapılacak tasarımdan geçmektedir. İçinden geçtiğimiz süreci bir koza süreci olarak değerlendirmek biz tasarımcıların adeta üzerlerine düşen görevdir. Tasarımcıların yeni fikirler üretmek, geleceği ve gelecekteki yeni dünyada var olacak yeni standları tasarlamak için en uygun zamanları yaşıyoruz belki de. Pandemi sonrasında ticaretin kaybettiği hacmi tekrar yaratmak ve yakalamak için fuarlar vazgeçilemez mecralar olarak yeni fiziksel önlemleriyle ziyaretçilerine yakında kapılarını açmak üzere hazır olacaktır. Peki siz çok yakında başlayacak bu yarışta yerinizi ayırttınız mı?

 

Saygılarımla.



Sinan Meriç
SSTD Genel Sekreteri
Smart Tasarım Kurucu Ortağı

 

Diğer Haberler